Aynalara Düşman Bir Hayat

Sosyal medya kullanımının çoğaldığı bir dönemde bu psikolojik rahatsızlığın olmaması şans meselesi!Çoğumuz ünlülere veya güzellik görecesine göre birilerine benzemeye çalışırız.Burnumuzun hokka gibi elmacık kemiklerimizin çıkık olmasını isteriz.Bunun için gerekirse sayısız operasyonlar geçiririz.Bu düşüncelerin altında yatan aslında psikollojik bir rahatsızlıktır.Özgüvensizlikten kaynaklanan ve ciddi sonuçlar doğuran bu rahatsızlığa “Dismorfofobi” diyoruz.

Vücudumuzun farkına vardığımız ergenlik döneminde başlayan psikolojik bir rahatsızlıktır ve halk arasında ‘ayna hastalığı’ olarak da bilinir.Dismorfofobi, ilk kez İtalyan psikiyatr Enrico Morselli tarafından 1886 yılında tanımlandı.

Dismorfofobik bir insan, herhangi bir organının şeklini, görünümünü kafaya takmıştır, kendini beğenmez, çirkin olduğunu düşünür. Herkes normal olduğunu söylese de o rahatsızdır, yine de çirkin olduğunu düşünür. Estetikçilere gitse de on defa operasyon geçirse de görünümünden memnun değildir. 

Hafif bir fiziksel anormallik varsa, kişinin kaygısı aşırı boyutlara ulaşır. Bu kaygı, sosyal, mesleki veya diğer önemli alanlarda klinik olarak önemli derecede sıkıntı veya işlev bozukluklarına neden olur. 

Kendilerini çirkin veya deforme, hatta iğrenç bir canavar gibi görüyor olabilirler. Endişeler genellikle yüze veya kafaya odaklanır. Görünüş kaygısını kontrol etmek veya bu kaygıya direnmek zordur. Bu bireyin hayatından ortalama günde 3 – 8 saat çalar. Bu kaygılar genellikle reddedilme korkusu ve düşük benlik saygısı, utanç, değersizlik ve sevimsiz olma duyguları ile ilişkilendirilir. 

Çocukluk çağında da temelleri oluşabilmekle birlikte  genellikle  ergenlik çağında, ergenlik sorunlarıyla birlikte kendini gösterebilir. Ergenlikte genellikle kişilerin kendi görünümleriyle fazla ilgilenmeleri, bir sivilceyi ya da bir başka fiziksel unsuru çirkin bulmaları, bunu aşırı önemsemeleri çokça rastlanan bir durumdur.Özellikle, bekâr ve boşanmış kişilerde görülüyor. Kendini beğenmeme ve aynaya küs olma hastalığın başlıca belirtileri. Ayrıca, aynaya çokça bakmak da dismorfofobinin belirtilerinden biri olabiliyor.

Bedenlerine yönelik yapılan eleştirilere karşı fazla duyarlı ve kendilerini durmadan zihinlerindeki  insanla kıyaslama yarışında oluyorlar.Yakın çevrelerinden vücutları hakkındaki aldıkları herhangi bir eleştiriyi çok fazla büyüterek bunu takıntı haline getirebilirler.

Estetik hekimleri bunlara en uygun operasyonu gerçekleştirse bile, mutlu olmaz ve şikayete devam ederler.Genellikle müdahale gerektiren bir durum saptanamadığı için doktorlar tarafından psikiyatri servisine yönlendiriliyorlar.

Peki ya tedavisi var mı?

Dismorfofobik bireylerin az sayıda arkadaşı olabilir ya da hiç arkadaşı olmaz.İlişkilerden ve diğer sosyal etkileşimlerden uzak dururlar. Yüksek derecede  stres yaşarlar ve yaşam kaliteleri belirgin derecede düşüktür.

Dismorfofobik hastaların çoğunluğu , cerrahi tedavi ile iyi olabileceklerinde ısrarcı.Hatta bazıları kendi ameliyatlarını bile yapma girişiminde bulunabiliyor (örneğin zımba teli ile yüz gerdirme girişiminde bulunmak gibi).

Uzmanın uygun görmesine bağlı olarak ilaç tedavisi ve eşlik eden psikoterapiler belli bir süreçte kişilerin huzuru bulmasını sağlayabilmekte.Tedavi şekillerinden memnun olmayan bazı hastalar intihar riskine kadar yüksek düzeyde psikolojik sorunlar yaşayabiliyor. Tedavi sürecinin bir estetik müdahaleden önce psikolojik zeminde gerçekleşmesi şarttır ve psikolojik tedavide, iyileşme şansı her zaman yüksektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir